Süleyman Soylu: Siyaseti dizayn eden de kazanan da fikri üzerinden siyaset yapanlardır
Eski İçişleri Bakanı ve TBMM İçişleri Komisyonu Başkanı Süleyman Soylu, Gazi Üniversitesi öğrencilerinin hazırladığı Fidecast programında dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Siyasette makam veya ekonomik kazanç için yer alanların kısa vadede öne çıkabileceğini söyleyen Soylu, “Ama siyaseti dizayn eden de, siyasette kazanan da hep fikri üzerinden siyaset yapanlardır” dedi.
Gazi Üniversitesi öğrencilerinden oluşan Fikirler ve Değerler Topluluğu’nun hazırladığı Fidecast programının ilk bölüm konuğu, eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu oldu.
Topluluk Başkanı ve programın sunucusu Mehmet Fatih Güleç’in sorularını yanıtlayan Soylu; gençlik yıllarından siyasi anlayışına, devlet ve demokrasiye bakışından sosyal medyaya kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu.
“İnsandır”
“Sizi hiç tanımayan birine ‘Süleyman Soylu nasıl biridir?’ deseniz kendinizi nasıl anlatırdınız?” sorusuna Soylu, “İnsandır” yanıtını verdi.
Soylu, kendisini yakından tanıyanlarla dışarıdan görenlerin değerlendirmeleri arasında fark bulunduğunu belirterek, “Benimle kişisel ilişki kuranla beni dışarıdan görenler arasında her zaman bir tanımlama farkı olmuştur” dedi.
Gençlik yıllarındaki Süleyman Soylu’nun bugünkü hâlinde en çok neye şaşıracağı sorusuna ise “Herhâlde en çok saçlarımın bu hâline şaşırırdı” karşılığını verdi.
“Bu bir millet çizgisidir”
Siyasi düşüncesinin oluşmasında ailesinin Demokrat Parti ve Adalet Partisi geçmişinin etkili olduğunu anlatan Soylu, darbelerin ailesini ve siyasi karakterini derinden etkilediğini söyledi.
Soylu, “Bu etkileşim darbe anlayışına karşı, demokrasiye karşı, özgürlüğe karşı, aynı zamanda insanların hür iradeleriyle seçtiklerini silahlı bir güçle alaşağı edilmesine karşı bizde çok ciddi bir birikim oluşturdu. Benim karakterime de çok yansıdı” diye konuştu.
Siyasi çizgisini anlatan Soylu, şöyle devam etti:
“Bugün bu bir millet çizgisidir. Bu bir Anadolu çizgisidir. Bu bir değerler çizgisidir. Bu muhafazakâr ve milliyetçi bir çizgidir. Bu dünyayla aslında Türkiye’yi büyüterek rekabet eden bir çizgidir.”
Soylu, bu anlayışın Türk dünyasından İslam dünyasına ve Balkanlara kadar geniş bir coğrafyayı kucakladığını belirterek, “Bugün AK Parti’nin tanımına tam uymaktadır. Cumhur İttifakı’nın da tanımı budur. Hatta köklerine bakarsanız bunun kökü Selçukludur, Osmanlıdır, bir değerler manzumesidir” dedi.
“İnsan, gücün esiri değildir”
“Güç insanı değiştirir mi, yoksa gerçek karakteri ortaya mı çıkarır?” sorusunu yanıtlayan Soylu, gücün bütün insanları değiştirdiğini söylemenin insanlığa haksızlık olacağını ifade etti.
Soylu, “Oturduğumuz koltuklar, para, fiziki güç insanı değiştirir demek, insanı gücün esiri hâline getirmektir. İnsan esir bir varlık değildir” dedi.
Soylu, “Gücün insana hâkim olacağını ve onu yönetebileceğini söylemek, insanı insansızlaştırmak demektir” ifadelerini kullandı.
“Köşeli siyaset karakterli siyasettir”
Türkiye’de sert siyaset yapmanın psikolojik bedeline ilişkin soruyu da yanıtlayan Soylu, kendi siyaset anlayışını “köşeli siyaset” olarak tanımladı.
“Sert siyaset yapmak ayrı, köşeli siyaset yapmak ayrı” diyen Soylu, şöyle konuştu:
“Köşeli siyaset karakterli siyasettir. Benim 1960 darbesiyle ilgili köşem var. Benim 15 Temmuz darbe girişimiyle ilgili köşem var. Benim 28 Şubat’a dair köşem var. Hukuk, adalet, özgürlük, ülkenin bölünmez bütünlüğü ve güçsüzün ezilmemesiyle ilgili köşelerimiz var.”
Soylu, “Bütün bunlara ses çıkarmayıp, sadece üç maymunu oynayıp sonra kayıkçı kavgası yapıp ‘sert siyaset yapıyorum’ derseniz, bu bende yok” dedi.
“Önce insanız”
Kamuoyunda daha çok sesini yükselttiği bölümlerin öne çıkarıldığını belirten Soylu, uzun konuşmalarındaki kısa kesitlerin genel karakteriymiş gibi sunulduğunu söyledi.
İçişleri Bakanlığı döneminde terör saldırıları, şehit haberleri, deprem, yangın ve afetlerle karşı karşıya kaldığını anlatan Soylu, “İnsanların mahzunluklarını, yoksunluklarını ve sıkıntılarını kendi içinizde hissediyorsunuz. Bu bazen bastırılabilir, bazen bastırılamaz. Neticede hepimiz insanız” dedi.
Soylu, “Evet, siyaset yapıyoruz, devlet yönetiyoruz ama birinci kategoriye koyacağımız vasıfla önce insanız” ifadelerini kullandı.
Terör örgütlerine ve suç unsurlarına karşı devletin kararlılığının gösterilmesi gerektiğini söyleyen Soylu, “Hem topluma güven vermek hem de onlara devletin demir yumruğuyla karşı karşıya kalacakları mesajını vermek durumundasınız” diye konuştu.
“Yeniden bir kalkışmadan çok korktum”
“İçişleri Bakanlığı döneminde sizi geceleri uyutmayan konu neydi?” sorusunu yanıtlayan Soylu, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından yeniden bir kalkışma yaşanmasından endişe ettiğini söyledi.
Soylu, şunları anlattı:
“Ben 15 Temmuz darbesinden sonra yeniden bir kalkışmadan çok korktum. Ben çok korkan bir adam değilim. Korkum kendime ait bir korku da değil. Ama biz uyur da bunu engelleyemezsek ve biz gece uyurken toplumun başına, milletin başına, ülkenin başına böyle bir iş gelir diye çok korktum.”
Soylu, “Gece üçe kadar hiç yatmadım. Üçten sonra yarı uykuyla, yarı göz açık, yarı göz kapalı uyuduğum söylenebilir. En tedirgin yaşadığım üç yıldı” dedi.
“Devlet millet içindir”
Devlet refleksiyle demokrasi refleksinin birbirine zıt olmadığını ifade eden Soylu, her ikisinin de kurallı yapılar olduğunu söyledi.
Soylu, “Devlet refleksi dediğiniz, demokrasiyi rafa kaldıran bir şey değildir. Devlet millet içindir. Demokrasi de millet içindir” dedi.
Demokratik bir hakkı korumanın devletin asli görevi olduğunu belirten Soylu, “Millet devlet için var değil. Devlet millet için var” ifadelerini kullandı.
“Sosyal medya bir vesayet mekanizmasıdır”
Sosyal medyanın siyaset ve toplum üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Soylu, geçmişte yazılı medyanın oluşturduğu vesayetin bugün sosyal medya üzerinden devam ettiğini savundu.
Soylu, “Sosyal medyanın patronu kim? Sosyal medyayı kim kurmuşsa, kurgulamışsa, algoritmalarını kim oluşturmuşsa patronu o” dedi.
Sosyal medyanın insanları, ülkeleri ve devletleri bağımlı hâle getirmek isteyen bir vesayet mekanizması olduğunu ifade eden Soylu, bu yapıların insanların, devletlerin ve markaların itibarlarıyla oynayabildiğini söyledi.
“Gençler değerlerine bizden daha bağlı”
“Bugünün gençleri sizin zamanınızdaki gençler gibi devletine bağlı mı?” sorusuna Soylu, dikkat çeken bir yanıt verdi.
Soylu, “Bugünkü gençler ailesine, devletine, milliyetine ve değerlerine bizim bir tık daha üstümüzde bağlılar. Bunu bir araştırma sonucu olarak söylüyorum. Gözlemim ve bir araştırma sonucu olarak. Hiçbir endişem yok” dedi.
“Hiç anlamaz dediğim bir bölümün beni anlamasını isterdim”
Kendisinin toplumun önemli bir kesimi tarafından anlaşıldığına inandığını belirten Soylu, halkın ferasetine güvendiğini söyledi.
Soylu, “Ben bin cümleyle anlatırım; bir kıraathaneye gidersin. Orada bir yaşlı, senin bin cümleyle anlattığını bir cümleyle jenerik yapar, sana bırakır” dedi.
Toplumun önemli bir bölümünün kendisini anladığını söyleyen Soylu, “Ama bir bölümünün anlamasını isterdim. Hiç anlamaz dediğim bir bölümün beni anlamasını isterdim. Bizi de anlamasını isterdim” ifadelerini kullandı.
Soylu, “Yankı odaları” olarak tanımlanan yapıların insanların birbirini anlamasını zorlaştırdığını belirterek, “Aslında kabile aynı kabile. Yankı odalarından onun anlaşılması mümkün olmuyor artık” dedi.
“Cennet bizim vatanımız”
“Bugün 20 yaşında olsanız mevcut Türkiye’den mutlu olur muydunuz?” sorusunu yanıtlayan Soylu, Türkiye’ye duyduğu sevgiyi anlattı.
Soylu, “Ben memleketin bir yerini gördüğüm zaman hayranlıkla bakıyorum. İnsan memleketine âşık olur mu? Ben âşığım. Burası cennet” dedi.
Soylu, “20 yaşında da olsan, 200 yaşında da olsan, 2 bin yaşında da olsan burası bir cennet. Her zaman cennet. Cennet bizim vatanımız” ifadelerini kullandı.
“Dava adamı demek dost demektir”
Siyasette dostluk bulunup bulunmadığına ilişkin soruyu yanıtlayan Soylu, “Siyaset bir davadır, fikirdir” dedi.
Soylu, “Bu fikrin etrafında buluşmak bir davadır. Davanın etrafında da dava adamları buluşur. Dava adamı demek dost demektir zaten” diye konuştu.
Soylu, davada dostluk zayıfladığında bunun fikrî zeminde bir sorun bulunduğunu gösterdiğini ifade etti.
“Siyasette kazanan, fikri olanlardır”
Siyasete makam veya ekonomik kazanç elde etmek amacıyla girenlerin de bulunabileceğini söyleyen Soylu, asıl kalıcı olanların fikir ve iddia sahibi siyasetçiler olduğunu belirtti.
Soylu, şunları söyledi:
“Bir de siyaseti fikri üzerinden yapıp iddiası üzerinden yapanlar vardır. Siyasette kısa vadede ilk ikisinin kazandığı zannedilir. Ama siyaseti dizayn eden de, siyasette kazanan da hep fikri üzerinden siyaset yapanlardır. Dünyaya da kazandıranlar onlardır.”
“Gençlere haksızlık yapılıyor”
Bugünkü gençlerin konfora alışkın ve zorluklara karşı dayanıksız olduğu görüşüne katılmadığını belirten Soylu, her kuşağın kendi döneminin şartları içinde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Soylu, “Bu değişimin içine doğanlara ‘Siz çok konformistsiniz’ demek haksızlık oluyor. Ben gençlere haksızlık yapıldığı kanaati taşıyorum” dedi.
Her çağın kendine özgü zorluklarının bulunduğunu ifade eden Soylu, gençleri tek bir yargıyla değerlendirmenin “keskin bir haksızlık” olacağını söyledi.
Gençlere son mesaj
Programın sonunda gençlere tavsiyelerde bulunan Soylu, “Allah bahtınızı açık etsin. İyilerle karşılaştırsın. Bizim ülkemiz iyi insanlar ülkesidir” dedi.
“Allah çalışanın yanındadır. Becerilerinizi geliştirin” diyen Soylu, gençlerin kişisel birikimlerini yalnızca kendileri için değil, insanlığa hizmet amacıyla geliştirmesi gerektiğini söyledi.
Soylu, “Belki aramızda birisi çıkar, dünyanın en önemli sorununa çare olur” ifadelerini kullandı.