29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Mesajı

İstiklal, Anadolu’nun her sabah hayata Besmele ile başlayan ağırbaşlı yürüyüşünde yaşayan diri bir ruhtur. Bu ruh; gün ağarırken kepengini kaldıran esnafın gayretinde, toprağı bereketlendiren çiftçinin sabrında, şantiyede ve fabrikada üreten işçinin emeğinde, yarını tasarlayan mühendisin ufkunda nefes alır. Sınıflarda geleceği yetiştirenden şifa dağıtana kadar, bu memleket için “alın ve akıl teri” döken her bir insanımızın çabası; minarelerden yükselen ezanla kalbi huzur bulan, evladının saçını okşarken yarınından emin olan annelerin duasıyla birleşir. Kendi ocağının ateşini kendi nefesiyle yakıp ekmeğini helalinden kazanan milletimiz, başının üzerindeki hür gökyüzüne bu iradeyle sahip çıkar.

Tarih boyunca masa başlarında cetvelle sınır çizmeye, başımızın üzerindeki hür gökyüzünü karartmaya kalkanlar hep oldu. Milletimiz her defasında kendi yarasını kendisi sardı; inancına ve birliğine sımsıkı tutunarak istiklalini müdafaa etti. Bir asır önce en ağır şartların içinden sıyrılıp yeniden ayağa kalktık ve kendi vatanımızda başı dik yaşama irademizi Cumhuriyetle mühürledik.

Tereddüt edenler her devirde bulunur. Ama biz, yüzümüzü hakikatin ve tarihin pusulasına dönüyoruz. Türkiye bugün en doğrusunu yapıyor; gücünü kendi köklerinden alıyor, kendi kararını kendisi veriyor ve kendi istikametinde yürüyor. Ayasofya’nın kubbelerinde yankılanan asırlık kavuşma duası, Doğu Akdeniz’in sularında dalgalanan sancağımızla aynı rüzgarda buluşuyor. Merhametin unutulduğu, herkesin yalnız kendi çıkarına sığındığı bu hesapçı zamanda; hem kendi çeliğimizi dövüyor, hem gökyüzümüzü ve denizlerimizi koruyor, hem de üşüyen bir mazlumun omzuna şefkatle dokunabiliyorsak, en doğru yolda ilerliyoruz demektir.

Tarihte hiçbir büyük yükseliş zahmetsiz olmamıştır. Bugün göğüslediğimiz her zorluk, verdiğimiz her emek ve döktüğümüz her damla ter, yarının büyük Türkiye’sinin hazırlığıdır ve bereketin müjdesidir. Kendi zirvemize tırmandığımız için adımlarımız sağlam, duruşumuz vakurdur. Biliriz ki zirveye çıkaran her yol, doğası gereği sarp ve çetin olur.

İlk asrımızda bu toprağa yeniden kök saldık; şimdi bu köklerden aldığımız güçle dallarımızın göğe uzandığı ve bütün bir ufku kucakladığı “Türkiye Yüzyılı” başlıyor. Yarım kalan bütün hayalleri tamamlamak ve yeni bir çağa mühür vurmak için bu yürüyüşü aynı sabır ve yıkılmaz bir inançla büyütüyoruz.

Bu kutlu yolculuğun ilk adımını atan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını ve tarih boyunca toprağın her karışını fedakarlıklarıyla vatan kılan aziz şehitlerimizi rahmetle yad ediyorum. Özellikle verdikleri destansı terörle mücadeleyle ülkemizin ayağındaki prangaları kıran, huzurumuzu sağlayan ve Türkiye Yüzyılı’nın kapısını canları pahasına açan kahraman şehitlerimizi minnetle anıyorum. Bu mücadelenin yaşayan abideleri olan kahraman gazilerimize, duruşları ve sabırlarıyla her zaman başımızın tacı olan şehit ve gazi ailelerimize yürekten teşekkür ediyor, her birine şükranlarımı sunuyorum. Onların koruduğu bu büyük emanet, bugün kendi göğünde ve kendi denizlerinde hür nefes alan milletimizin omuzlarında yükseliyor.

Gönlümüzdeki bu inanç daim, Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.